Mine G. Kırıkkanat’tan ‘Şahsıma Ait Ada: Mikronezya’ / Gamze Akdemir

Usta gazeteci ve yazar Mine G. Kırıkkanat bu kez kalemini ilk göz ağrısı mizahla donatıyor ve Cumhuriyet gazetesinin Ciddiyet köşesinde yayımlanan yazılarından oluşan ve İzel Rozental’in çizimleriyle sunulan çağdaş hicviyesi Şahsıma Ait Ada: Mikronezya (Kırmızı Kedi Yayınevi) ile hem nalına hem mıhına vuruyor.

‘ŞAHSIMA AİT ADA, MİKRONEZYA, OKUL GEMİM CUMHURİYET’İN CİDDİYET SAYFASINA DÖNÜŞÜMÜ SİMGELİYOR!’

– Cumhuriyet’te yayımlanan mizah yazılarınızdan oluşuyor Mikronezya. Bu biçemi anlatmanızı rica ederek başlayalım söyleşimize?

Şahsıma Ait Ada, Mikronezya başlıklı yeni kitabım, hem mizah yazarlığına hem de gazeteciliğe başladığım okul gemim Cumhuriyet’in Ciddiyet sayfasına dönüşümü simgeliyor. Cumhuriyet’in kutsal kapısından içeri ilk adımımı 1978’de değerli çizer Tan Oral’ın daveti üzerine attım. O yıllarda Ciddiyet sayfasını sevgili Turhan Selçuk yönetiyordu ve genel yayın yönetmenimiz unutulmaz önemde bir gazeteci, Oktay Kurtböke’ydi.

Aradan yıllar geçti, Cumhuriyet’teki Röveşata köşesini tutalı epeyce olmuştu ki, değer verdiğim bir başka genel yayın yönetmeni Aykut Küçükkaya, Ciddiyet sayfasını yeniden düzenlerken “Abla sen mizah yazarıydın, haydi buyur yaz” dedi.

İktidardan bağımsız gazeteciliğin türlü çeşitli baskılar, özellikle de adli kovuşturmalarla neredeyse yasaklandığı zamanlardan geçiyorduk, tünelin ucu görünmedi, hala geçiyoruz. Aykut mizah yazmamı önerdiğinde, düşüncelerimi sansürsüz ifade edememekten ötürü patlamak üzereydim.

Hayalimde mini minnacık bir ada belirdi. Söyleyemediklerimi, yazamadıklarımı, edemediğim alayları, yapamadığım şakaları bu adanın tepesinden aşağı boca ettim. Mikronezya, fıkralarla büyüdü, serpildi, okyanusların ortasındaki kırılgan ve sefil yaşamını sürdürüyor.

YOZDAŞLARI VE AVATARLARIYLA MİKRONEZYA!

– “Emperyalist okyanusların ortasında, küresel tsunami olmadığı zamanlar bile dev dalgaların iştahına ha yutuldu ha yutulacak gibi eğreti duran Ezya Takımadası’nın en küçüğü, “Yol iktidarı, Yol dini ve Ol Tanrısı”yla yönetilen bir ada Mikronezya…

Mikronezya’nın kifayetsizlikleri ve hırslarıyla boy gösterenlerin günümüzde kuşkusuz birebir karşılığı bulunan başlıca karakterlerini beter eylemlerine uyarlı ironik isimleriyle burada da anar mısınız?

Mikronezya, parçası olduğu Ezya arşipeliyle dünyada gelmiş geçmiş ve süren tüm despotik rejimlerin minimalist coğrafyası. Yaşayan her bir despotun avatarı, arşipelin bir adasını yönetiyor. Daha doğrusu emiyor, sömürüyor, kemiriyor…

Her despotun da işe yaramaz oğulları, kızları, gelinleri, dövdükleri damatlar, işbirlikçileri, yolsuzları ve yakalaları olduğu için onların da avatarı var. Embesil Şamarov, tabii ki dövülen damatların avatarı. Emedur Tampiç, elbette yalaka basın.

Cenabet Cenginski, Mikron Mikropiç, haliyle Şeş Taahhüt Kumpanyası’nın yozdaş müteahhitleri… Komiser SS diye anılan Simon Semirbit’i arife tarif gerekir mi, emin değilim. İmaniyet İşleri Reisi Alyoşa Ersatz ile yardımcısı Veryoşa Saltz’ı keza…

Ezya arşipelindeki dört adanın kahramanlarını da katarsak, karakter kadrosu oldukça geniş ve renkli denilebilir. Onları tek tek keşfetmeyi ve kimin avatarı olduklarını çözmeyi değerli okurlarıma bırakıyorum.

İKTİDARA YAMANAN “OL”CULAR VE MUHALİF “ŞOL”CULAR!

– Umut, umutsuzluk, hayalkırıklığı, titreme fakat bir türlü kendine gelememe duygularıyla halk nasıl yer alıyor bu yazılarınızda? Onları hangi karakterler simgeliyor (Ulu Çoban’dan soğumaya başladığını imlediğiniz o hayatın ezdiği, dalgaların savurduğu balıkçı “Yoldaş Buzuki Ezikoviç” gibi)?

Mikronezya halkı, iktidarın Tanrısı Ol’a tapınanlarla yasaklı ve kadim Tanrı Şol’a gizli gizli tapınmayı sürdüren muhalifler arasında bölünmüş görünüyor. Halkın tamamı, serbest bırakılan uyuşturucu ve cima ile tepkisizleştirilmiş durumda. Ol yanlıları Yol Partisi iktidarında yolunu bulup pahalı uyuşturucu pudra şekeriyle eğlenirken; yarı aç yarı tok yaşayan Şol mümini muhalifler, dini vaazler ve kimyasal uyuşturucuyla etkisizleştiriliyor.

İktidara yamanan Ol’cular yolsuzluk zengini, düzenin devamından yana ve küstah. Muhalif Şol’cular ise yoksul ve ezik. Ama muktedir ya da muhalif hepsinin ortak özelliği, ezilmiş tüm halklar gibi hem höt deyince sinecek kadar korkak, hem de üşengeç olmaları.

Yolsuzluk düzeni böyle sürüyor. Çünkü herkes, değişiklik yapmak için ortaya atılmaya, çabalamaya üşeniyor.

BİTTER ÇİKOLATA VE KRİZ!

– Bu arada kitabınızda sıklıkla bir merkez nokta olarak karşımıza çıkan ve pek geçecek gibi görünmeyen, “bitter çikolata yolsuzluğuyla” giderek derinleşen o “kakao krizi”ni anlatır mısınız?

Dünyanın herhangi bir Merkez Bankası’nda ne çarçur edilirse, bitter çikolata odur. Hangi metanın tükenişi iflas bayrağını çektirirse, kakao krizi de onu simgeler. Çünkü Mikronezya’nın ekonomik rezerv ve ölçü birimleri bitter çikolata ile kakaodur.

‘BÜTÜN DİN KİTAPLARINDA MÜMİNLER SÜRÜ, GÜDENLER DE ÇOBANLIĞA TALİPTİR!’

– Yazılarınızda sıklıkla vurguladığınız, trajikomik sahnelerde boy gösteren, çoktaan gitmiş “din, iman”ın yeni çağla muhabbeti, müttefiklerle yoz ve bir o kadar çakma düellosuna ilişkin neler metaforlaşıyor Şahsıma Ait Ada: Mikronezya’da?

Mikronezya adasının en çok sevdiğim özelliği, tüm dinlerin insan toplulukları üzerindeki ahmaklaştırma etkisini bir çırpıda açıklıyor olması.

Yol Partisi’nin yolsuz iktidarını perçinlemek için icat ettiği Yol dini vecibelerini, Tanrı Ol’un yeryüzündeki gölgesi, biricik vekili, sözcüsü, noteri ve hatta gayrı meşru oğlu Ulu Çoban makamını hayal edip yazarken, doğrusu çok eğlendim.

Kimse dikkat eder mi bilmiyorum, dünyada geçerli tüm din kitaplarında müminler sürü, güdenler de çobanlığa taliptir. Örneğin Hz.İsa: “Ben iyi çobanım. Benimkileri tanırım. Koyunlarım uğruna canımı veririm” der. (Yuhanna İncili) Kiliselerde, masum kabul edilen müminlere “İsa’nın kuzuları” diye hitap edilir.

Başka bir deyişle, Mikronezya’da yeni bir hiç bir şey icat etmedim, ben. Yalnızca olanı, gülünç biçimde özetledim.

– Ulu çobanı muktedir Makropiç lokomotifliğinde yeni dünya dengelerinde nasıl yer alıyor, nasıl konumlanıyor mini minnacık hani o ha yutuldu ha yutulacak Mikronezya?

Mikronezya, koma durumunda stabil. Ulu Çoban “mezara kadar” dediğinden beri, halk müstebit Muktedir Makropiç’in ölünceye kadar iktidardan düşmeyeceğini, düşürülemeyeceğini anladı. Yozdaş yoldaşlar despotun ömür uzunluğuna duacı, muhalif yoksullar ise şu ölümlü dünyadan bir an önce göçmesine!

‘ŞAHSIMA AİT ADA, MİKRONEZYA, İZEL ROZENTAL’İN NEFİS DESENLERİYLE HEM KİMLİK, HEM DE COĞRAFYA KAZANDI!’

– Yazarının kitapta bütünlenen bu biçemdeki yazılarında halka nasıl seslendiğini soralım… Ve evveli, ve günceli, ve gündemi bu biçemde kaleme almanın, o karamizahın, o metafor evrenin kitleler üzerindeki etkisine yorumunuzu, amacınızı, okur tepkilerini…

Metaforlarımı anlamayan ya da ilginç bulmayan sadece iki okur tepkisi aldım. Ama yüzlerce okurum, bayıldı Mikronezya öykülerime. E-posta kutum onların onur veren övgüleriyle dolup taşıyor.

Şahsıma Ait Ada, Mikronezya kitabı ise sevgili dostum, değerli çizer İzel Rozental’in nefis desenleriyle hem kimlik, hem de coğrafya kazandı. Artık fıkralarımın rotasını İzel’in Ezya arşipel haritasına göre çiziyor, Mikronezya’nın kaderini coğrafyasına bakarak yönlendiriyorum.

Şahsıma Ait Ada: Mikronezya / Mine G. Kırıkkanat / Kırmızı Kedi Yayınevi / 146 s. / 2023.

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/mine-g-kirikkanattan-sahsima-ait-ada-mikronezya-2095847