Nihat Özdal
Dünyayı Başka Canlılarla Birlikte Düşünmek

Şiir, çağdaş sanat, küratörlük, koku, müzecilik ve ekoloji arasında çalışan Nihat Özdal’ın üretiminde farklı disiplinler çoğu zaman aynı sorunun çevresinde buluşuyor, insan, kendisini dünyanın ölçüsü olmaktan çıkarıp yeryüzündeki diğer varlıklarla nasıl ilişki kurabilir?

Ornitolog bu soruyu kuşların ardından giderek büyüten bir roman. İshak’ın Riyad’dan İran’a, Şangay’dan Tinos’a, Adıyaman’dan Mardin’e, Gesi’den Kapadokya’ya uzanan yolculuğunda kuşlar birer edebî simge olmaktan çıkıyor; mimarlığın, tarımın, teknolojinin, sınırların, ekonominin ve gündelik hayatın gerçek aktörlerine dönüşüyor. Kuş pencereleri, güvercin kuleleri, bağlar, göç yolları ve kentler aynı anlatının parçaları haline geliyor. Romanın yayımlandığı dönem de bu bakımdan anlamlı. Sokak köpeklerinin şehirlerden toplanmasının gündelik hayatın ve kamusal tartışmanın parçası olduğu bir zamanda, Ornitolog daha geniş bir soru soruyor: Şehir kimin? Bir kenti insanın güvenliği, dolaşımı, mülkiyeti ve konforu üzerinden tasarladığımızda, orada bizimle birlikte yaşayan canlıların statüsü ne oluyor?

Bu soru hayvan sevgisinin sınırlarını aşar. Mimariye, hukuka, tarıma, teknolojiye, mülkiyete ve kent yönetimine uzanır. Çünkü bir canlının şehirde kalıp kalamayacağı çoğu zaman ona yönelik duygularımızdan çok, kurduğumuz yapıların, yasaların ve ekonomik sistemlerin sonucudur. Ornitolog bu nedenle kuşlar üzerine yazılmış bir romandan daha geniş bir yerde duruyor. İnsanın yeryüzünü nasıl bölüştürdüğünü, hangi canlıları yakınına kabul ettiğini, hangilerini görünmez kıldığını ve hangi yaşam biçimlerini sürdürülebilir saydığını araştırıyor. Romanın kuşların peşinden yaptığı yolculuk, sonunda insana dönüyor, dünyayı başka canlılarla birlikte düşünme yeteneğimiz üzerine bir sorgulamaya.

Yazının tamamını okumak için linke tıklayınız:

https://artdogistanbul.com/bir-ilk-roman-ornitolog

tr_TRTurkish