Frida’nın mektupları içimdeki narı dürttü
Murat Tokay
Frida Kahlo’nun ilk aşkı Alejandro Gómez Arias’tan Diego Rivera’ya, Nickolas Muray’den Josep Bartolí’ye uzanan mektupları, popüler kültürün ikonlaştırdığı ressamın ardındaki kadına yaklaştırıyor bizi. Aşk Mektuplarını biraz merakla, biraz mahcubiyetle okudum; kitabı kapattığımda ise uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım: Boş bir kâğıt alıp bir mektuba başladım.
Bana yazılmış bütün mektupları nasıl bir şölenle okumuşsam Frida’nın Aşk Mektuplarını da aynı heyecan ve merakla okudum. Biraz da mahcubiyetle… Henüz 15 yaşındayken ilk aşkı Alex’e yazdığı mektubun, yüz yılı aşkın bir zaman sonra benim önümde açık durduğunu düşündükçe mahcubiyetim daha da arttı.
İnsan mektup yazmaya durunca kalbindeki örtüyü kaldırır; ruhunun odaları perdesizdir artık. Hele bu bir aşk mektubuysa… Tutku, özlem düz cümlelere sığmaz; sözcükler ölçüsüzdür.
“Sırf seni öpebilmek için ömrümün tamamını nasıl da seve seve feda ederdim, bilemezsin.” (Alejandro Gómez Arias’a, s. 11)
“Yeni kelimeler icat edip her biriyle seni başka kimseyi sevmediğim gibi sevdiğimi söyleyeceğim.”
(Josep Bartolí’ye, s. 130)
Frida, hiç tanımadığı insanların bu satırları okuyacağını bilseydi ne hissederdi acaba? Aşkının, özleminin, kıskançlığının, en çıplak hallerinin yabancı gözlere açılmasını ister miydi?
Yazının tamamını okumak için linke tıklayınız:
https://librekultur.com/fridanin-mektuplari-icimdeki-nari-durttu/


