Uçak ve Kuşbakışı
Le Corbusier’nin 1935’de yazdığı/yaptığı The Aircraft kitabını yıllar sonra Ketebe Yayınları gözüpek bir kararla, özgün formatına uygun biçimde, düzgün çevirisiyle (Sezai Saraç) yayımlamasaydı kitaptan haberim olmayacaktı.
Benim açımdan iki nedenle şaşırtıcı oldu bu çok gecikmiş keşif. Birincisi, yazdıklarına hayli zaman ayırdığım, birkaç kez yayıncısı olduğum bir mimar Le Corbusier, yapılarına ziyaretlerim masada sonuç doğurmuştur. İkincisi, uçmak-uçuş-uçak-uçurtma ailesi hakkında yazdığım şiirler ve metinler biraraya getirilecek olsa küçümsenmeyecek oylumda bir toplam oluşurdu (hele işin içine Cahit Uçuk’un benimle yaptığı kitap boyutundaki -henüz yayımlanmamış- söyleşisi “Sırların Ötesi” katılırsa).
Le Corbusier’ninki yeni çağa damgasını vurmaya başlamış, âdemoğlunun en eski düşlerinden ‘uçma’yı gerçek karşılığına ulaştırmış bir araca övgü. Çok sayıda dönem fotoğrafı üzerinden bu “meta-kuş”u yüceltiyor. O kadar ki işi savaştaki işlevsellikleri nedeniyle bombardıman uçaklarını da büyük ‘ilerleme’nin sonucu olarak nitelemeye dek götürüyor. 4 yıl sonra başlayacak II. Dünya Savaşında Avrupa kentlerine yaşatacakları yıkım ve kayıplar, Hiroşima’da ve Nagasaki’de olacaklar hakkında da aynı yaklaşımı kurabilecek miydi? The Aircraft’ın belirgin temalarından biri de eski şehirlerin yıkılması olduğuna göre, şaşırtıcı olmazdı — bilmem 1945 sonrası konuya dönmüş müydü?
Kitabın anateması gene de “kuşbakışı” çevresinde gelişiyor. 1920’li yıllarda Güney Amerika’yı, ikinci pilotunun Saint-Exupéry olduğu* bir uçak yolculuğuyla katederken düpedüz büyülenmiş Le Corbusier. Yukarıdan görebilmek yepyeni bir deneyim; öyle de. Ama mimarı asıl coşturan kuşbakışı görüntülerin urbanistik çerçevede sağladığı, kentlerin zaaflarını gözler önüne sermesi.
The Aircraft’tan yıllar sonra önce uçağa, sonra (şimdi) dronlara yüklenen, binen kameralar başka türlü göremeyeceğimiz açıları taşıyor karşımıza. Belgesellerde, haber programlarında, sinema yapımlarında kuşbakışı insan gözüne naklediliyor. Son yaşadığım deneyimi anmanın sırası:
Bâşô’nun yolculuk kitaplarını katettiğim sırada Arte televizyonu o konuda bir belgesel yayımladı. Şairin dolaştığı mekânları aşağıdan ve yukarıdan, kendisinin bile görememiş olduğu açılardan izleme olanağı beni oturduğum yerde genişletti —
Kuşbakışı bir özel mercek.
* Bu bağlamda Metropolis Magazine’de yayımlanan (2014), Avinash Rajagopal’ın makalesine bkz: “Le Corbusier, Antoine de Saint-Exupéry and their flights of Fancy”.
Enis Batur

