YAZARLA PİYANİSTİN BACH SOHBETİ

Sevinç Hep Sürsün-Bach’la Yaşamak, eşsiz besteciyi konu edinen, iki yazarlı ve alışılmış biyografi ya da monografilerden farklı bir kitap.[1] İki yazarından biri iktisatçı, üst düzey kamu yöneticiliği görevinde bulunmuş, o arada önde gelen bir denizciyle, yelkenci İsabelle Autissier ile birlikte kutupsal sularda seyre çıkmış renkli bir kişilik: Fransa Akademisi üyesi romancı Eric Orsenna. Diğeriyse uluslararası düzeyde tanınmış konser piyanisti Claire-Marie Le Guay. 2026 martında yayımlanan bu ortak yapıt J. S. Bach hayranlığının, sevgisinin esinlendirdiği kısa metinlerden oluşan bir diyalog biçiminde kaleme alınmış. Her iki yazarın belli bir temaya ilişkin kısa metinleri, bir o bir öteki biçiminde birbirini izliyor.

Claire-Marie Le Guay, Eric Orsenna ve ortak eserleri.
Kitapta olduğu gibi fotoğrafta da piyanist, biraz ikinci plânda kalmış gibi. Kamera kitaba ve Orsenna’ya odaklanınca onun görüntüsü biraz bulanıklaşmış. Oysa katkılarının türü farklı, değeri eşit. (Fotoğraf ilgilinin İnstagram sayfasında alınmıştır.)

Eserin adı “Que la joie demeure” (Sevinç/neşe hep sürsün) Bach’ın dini müzik yaratılarından birinin, BWV 147 sayılı kantatının 10. ve son bölümünün adından esinleniyor: Jesus bleibet meine Freude, Meines Herzen Lust und Saft. (İsa benim sevincim, avunma kaynağım ve kalbimin öz suyu olmayı sürdürecek.) Ancak yazarlar müzikal teması kolayca akılda kalan bu olağanüstü etkileyici eserin başlığını, sanırım birçok başkasının da yaptığı gibi, kısmen değiştirerek, burada üzerinde durulması gerekmeyen nedenlerle “Sevinç hep sürsün” biçiminde anıyor[2] ve bir olumlama cümlesinden istek cümlesine dönüştürüyorlar. Bir bakıma burada artık söz konusu olan Bach’ın verdiği sevincin sürmesi isteğidir. Sonunda Bach sadece Hıristiyanlara değil, inançlı inançsız bütün insanlara hitap ediyor.

Her iki yazar da Bach’ı çok erken yaşlarda tanımıştır. Eric Orsenna, geçmişte, Pazar ayinlerinde hep fenalık geçirdiği için dışarı çıkarılan yedi yaşındaki çocuk, bir gün kilisede kitaba adını veren bu koralin orgla çalınışını duyduğunda birden iyileşiverir. Ve altmış sekizinde piyano dersi almaya başladıktan bir iki yıl sonra hocası ona ilk defa Bach’ın bir eserini çalışmasına izin verdiğinde mutluğu doruklara çıkar. Piyanist Claire-Marie Le Guay ise Bach’la altı yaşında Si bemol majör İnvention’u öğrenmeye çalışmakla tanışır. Ama uzun zaman halk önünde Bach çalmaya cesaret edemez.

Eserde J. S. Bach’ın Macaristan’a uzanan kökenleri, anasız babasız çocukluğu, müzik öğrenimi, birinci eşi Maria Barbara ve ikinci eşi Anna Magdalena, kalabalık çocukları, sonra çeşitli prenslerin dükalıklarında her zaman yeterince karşılığını görmeden bestelemek, öğretmek, çalmakla aralıksız çalışarak geçen yaşamı, Buxtehude Usta’yı dinlemek için Köthen’den Lubeck’e yürüyerek gidişi, dinle ilişkisi (kökten bir Protestandır, kitaplığının teoloji eserleri yönünden zenginliği etkileyicidir, sadece Luther’in 19 eseri bulunur) gibi biyografik unsurlar, ayrı küçük metinlerle işlenir.

Bunların dışında kitapta birçok yapıtın bestelenme koşulları anımsanır. Mozart’ın Bach hayranlığı vurgulanır. Bach’ın çağdaş takipçilerine, o arada Jacques Laroussier ve Keith Jarret’e değinilir. Piyanist Le Guay, Bach’ın en sevdiği füg formunda bir eserini, çifte füg niteliğindeki BWV 904’ün çözümlemesine girişir.

Fakat kanımca en önemlisi ve bu eseri, çok daha kapsamlı, çok daha derin bilgi ve araştırmaya dayalı, hattâ akademik Bach biyografilerinden ayıran yönü, Bach müziğinin yüceliğini ve dinleyene ve daha güçlü biçimde de çalan sanatçıya taşıdığı heyecanı, yüklediği duyguları, çağrıştırdığı duyumları ve düşünceleri, iki yazarın bütünüyle öznel deneyimleri yoluyla dile getirmeleridir. Fransa Ulusal Kitaplığında şifreyle girilen bir birimde muhafaza edilen Bach’ın kimi eserlerinin ya özgün el yazması ya da Bach’ın bizzat kullandığı ve muhtemelen Anna Magdalena’nın elinden çıkma ilk kopyalarının görülmesinin yarattığı ruh halini her iki yazar etraflıca anlatıyorlar. Nihayet Claire-Marie le Guay’nin bir taşra kentinde Bach eserlerini kaydettiği üç günlük süreci aktardığı ve o çerçevede ortaya koyduğu eserlerin yorumlanmasına ilişkin düşünceleri kitabın özgünlüğüne önemli bir katkı gibi görünüyor.

Bu eser bir Bach biyografisi daha değildir; biri müzik sever biri müzisyen iki insanın Bach’ın eseriyle, hattâ ruhuyla demek bile mümkün, içten ilişkilerinin ortaya konulmasıdır, bir tür içini dökmedir, sevince davettir.

Kitabın 173. Sayfasında bir karekod yer alıyor, bunu okutarak piyanistin Bach, Écouter la lumière (Bach, Işığı dinlemek) başlıklı CD’sinden parçalar dinlemek mümkün Bitirmeden Claire-Marie le Guay’nin repertuarında 2016’dan bu yana kimi Türk bestecilerinin de (Saygun, Erkin, Fazıl Say) eserlerinin yer aldığını belirtelim.[3] (18.05.2026)

Ömer Bozkurt


[1] Eric Orsenna-Claire-Marie le Guay, Que la Joie Demeure, Vivre avec Bach, Albin Michel, Paris, 2026. 208 s

[2] Eserin sanırım sadece Fransa’da böyle anılmasının Almancadan Fransızcaya yanlış çevrilmesinden kaynaklandığı ileri sürülür. “Jesus bleibet meine Freude…” “İsa benim sevincim… olmayı sürdürecek” yerine “İsa, sevincim hep sürsün” (Jésus que ma joie demeure) biçiminde bir yakarış gibi çevrilmiş ve yıllarca öylece kullanılmıştır.

[3] Bunlara youtube’dan ulaşılabilecek iki örnek: Ahmet Adnan Saygun’un Opus 58 Aksak Ritimler üzerine On Eskiz’den bir parça (https://arts-scene.be/en/asd-artistes-videos-Claire-Marie-Le-Guay-1559) ve Ulvi Cemal Erkin’in Duyuşlar’ının ilk bölümü Oyun (https://arts-scene.be/en/asd-artistes-videos-Claire-Marie-Le-Guay-1562). (Erişim 17.5.2026)

tr_TRTurkish