Türkiye’deki ilk film gösterimlerinde hangi filmler gösterildi? (II)
Bu yazıda, Türkiye’de gösterilen ilk filmlerle ilgili olarak İzmir’de Ahenk gazetesi (17 Aralık 1896), İstanbul’da The Levant Herald (12 Aralık 1896) ve Sabah (9 Şubat 1897) gazetelerindeki yazı ve ilanlardan yola çıkarak hangi filmlerin gösterildiğini saptamaya, bunların özgün adlarını ve kimler tarafından çekildiğini saptamaya çalışacağım.
Lumière kardeşlerin 1895 ilâ 1905 yılları arasında çektikleri veya çektirdikleri 1423 filmden 1403’ü bulunmuş ve bir bölüğü onarılmışsa da George Méliès’in 1896 ilâ 1913 yılları arasında çektiği filmlerin özellikle ilk yıllardaki önemli bir bölümünün kayıp olduğu unutulmamalıdır. Lumière kardeşlerle Georges Méliès’in katalogları bu alandaki en değerli başvuru kaynaklarıdır. Gazete yazıları ve ilk gösterimlere katılabilmiş çocuk yaştaki izleyicilerin geç tanıklıkları ise ne yazık ki yetersiz ve yanıltıcıdır.
İzmir’de, 9 Aralık 1896’da Apollon salonunda yapıldığını varsaydığımız gösterimin filmleri Ahenk gazetesinin 17 Aralık 1896 sayısına göre şöyleydi:
- “(…) Yemek masası etrafına dizilmiş ta’âm etmekle meşgul bulunan bir âile efrâdı(…)” (gazetede yazıldığı gibi). Bu film hakkında verilen bilgiyle ne Lumière ne de Méliès kataloglarında bunu karşılayan bir başlığa rastlayabildim.
- “(…) Yıkanmaya hazırlanmış yarı üryan bir kadın yüzünü gösterdi (…)” Bu film Lumière Kardeşler yapımı, Eugène Pirou’nun 1896’da çektiği Le Bain de la parisienne filmi veya aynı başlıkla Georges Méliès’in 1896’da çektiği film olabilir.
- “(…) Çar hazretlerini Paris’e getiren demiryolu katarı olağanüstü bir hızla perde üzerinde yürümeye başladı. Katar durdu, biletçi kapıları açtı, yolcular ise dışarıya atlamaya başladı (…)”. Çar II. Nikola 5 Ekim 1896’da Paris’e ulaştı. Cherbourg’a deniz yoluyla vardıktan sonra oradan trenle Paris’e yakın Versailles-Chantiers istasyonunda Fransa Cumhurbaşkanı tarafından karşılandı ve oradan da cumhurbaşkanlığı treni ile Paris kapılarından biri olan Ranelagh’a ulaşıldı. Bu film Lumière kardeşler hesabına Alexandre Promio’nun çektiği ‘Les Souverains russes et le président de la République aux Champs-Élysées’ filmi olabildiği gibi Georges Méliès’in çektiği ve ikisi de kaybolan ‘Cortège du tsar allant a Versailes’ ve ‘Cortège du tsar au bois de Boulogne’ filmlerinden biri olabilir.
- “(…) Beyaz fistanlı gayet mahir bir aktrist kendi üzerinde zuhur ve fevkalâde raks ederek seyircilerin hayretlerini ve şaşkınlığını çoğalttı (…)” Bu film bir olasılıkla, Georges Méliès’in 1896’da çektiği çok sayıda versiyonu olan Danse Serpentine filmi olabilir. Asıl dans 1892 tarihlidir ama o yıl sinema daha icat edilmemişti!
- “(…) Birtakım çamaşırcı kadınlar zuhur ederek çamaşır yıkamaya başladılar (…)“ Bu film Les blanchisseuses, Georges Méliès, 1896 veya Laveuses sur la rivière, Lumière Kardeşler, 1896 olabilir.
- “(…) Bundan sonra seyirciler kendilerini Paris’in République Meydanı’nda buldular (…)” Paris (Ne Lumière kataloğu ne de Méliès’inki bu başlık altında bir filmden söz eder. Ahenk gazetesinin muhabiri başka bir meydanla ilgili bir filmle (Place de l’Opera?) karıştırmış olabilir.
- “(…) Birtakım çocuklar raks etmeye başladı (…)” Film Georges Méliès’in 1896’da çektiği ‘Enfants jouant sur la plage’ filmi olabilir.
Yedisi basında yer bulan bu gösterimin filmlerinin nereden ve nasıl sağlandığı konusunda bir bilgimiz yoksa da bunların Georges Méliès tarafından çekildiği ve kendi yapımı bir gösterim aygıtı ile gösterildiğini varsayabiliriz. Lumière kardeşler ancak 1897-1898 yıllarında gösterim aygıtlarını satmaya ve filmlerini kiralamaya başlamışlardır. Filmler konusunda korsanlık olasılığı bir ölçüde düşünülebilirse de gösterim aygıtı için Méliès’inkinin kullanıldığını ileri sürmek yanlış olmaz. Buna karşılık Edison’un gösterim aygıtı Vitascope’un 1896 sonlarında Lumière ve Méliès rekabetine ortak olduğunu bilsek de o zaman filmlerin gösterim aygıtını belirlediğini, tersinin (yani örneğin Edison’un gösterim aygıtının) gösterilecek filmleri belirdiğini söylemek olanaklı değildir.
İstanbul’daki ilk gösterimlerin filmleri ve bunları çeken isimler bir sonraki yazının konusu olacak.
Jak Şalom

