Türkiye’deki ilk film gösterimlerinde hangi filmler gösterildi? (I)
Türkiye’deki ilk film gösterimlerinin İzmir ve İstanbul’da peş peşe Aralık 1896’da yer aldığı bugün kesinlik kazanmış olsa da hangi filmlerin gösterildiği konusunda belirsizlikler devam etmektedir. Bu konudaki kaynaklar o zamanın basınıyla, ilk gösterimlerden birine katılmış 8-9 yaşlarındaki bir tanığın[1] 47 yıl sonra kaleme aldığı bir makaledir.
1895’te icat edilmiş olan sinemanın ilk filmlerinin adlarından başka kimliklerini saptayan jenerik bilgileri yoktu. Yönetmen adları ve filmlerin tanıtım yazıları çok sonra, film süreleri uzadığında (ilk filmlerin süreleri 40-75 saniye kadardı) kullanılmaya başlanmıştı. Sinema filmlerinin örneğin edebiyat, resim veya müzik yapıtları gibi bir sanat dalı oluşturabilecekleri ancak 1911’de Ricciotto Canudo tarafından Bir altıncı sanatın doğuşu – Sinema üzerine bir deneme (La Naissance d’un sixieme art – Essai sur le cinématographe) başlıklı bir yazısında dile getirilmişti.
1895 ve 1896’da bu filmleri çekenlerin Lumière Kardeşler ve Georges Méliès olduğunu biliyoruz. Her ikisi, hele Georges Méliès, sinemanın bir anlatı sanatı olarak gelişmesine son derece önemli katkılarda bulunmuş öncülerdir. Sinema tarihçilerinin araştırmalarıyla, Lumière’lerin çektikleri bazı filmlerin kısa bir süre sonra Georges Méliès tarafından da çekildiğini, bunların hem Lumière kataloğunda hem de Méliès kataloğunda, birbirlerine çok yakın başlıklarla yer aldığını bildiğimiz gibi. Bu “çok benzer” filmlerin bir kısmı korunmuş ve onarılmış olduğu için bugün de izlenebilmektedir.
Aralık 1896’da İzmir ve İstanbul basını gösterilen filmlerin adlarını her zaman vermemiş, filmde geçen olayı anlatmakla yetinmiş, filmin adını verdiğinde de özgün adını değil, Türkçe adını, bazan yakıştırarak vermiştir. Bu yazı dizisinde İzmir ve İstanbul’da gösterilen filmlerin hangileri olduğunu Lumière ve Méliès kataloglarından da yararlanarak saptamaya çalışacağım.
Önce Lumière’lerin 28 Aralık 1895’te Paris’te gerçekleştirdikleri ilk gösterimin filmlerini sıralayalım:
- La sortie de l’usine Lumière à Lyon / İşçilerin Lyon’da Lumière fabrikasından çıkışı / 45 saniye
- La Voltige / Akrobasi / 46 saniye
- La Pêche aux poissons rouges / Kırmızı balık avı / 43 saniye
- Le Débarquement du congrès de photographie à Lyon / Fotoğraf kongresi üyelerinin Lyon’da karaya ayak basmaları / 43 saniye
- Les Forgerons / Demirciler / 49 saniye
- Le Jardinier (Arroseur et arrosé) / Bahçıvan (Sulanan bahçıvan) / 49 saniye
- Le Repas de bébé / Bebeğin yemeği / 41 saniye
- La Saut à la couverte / Battaniye ile zıplatma / 50 saniye
- La Place des Cordeliers à Lyon / Lyon’da Cordeliers meydanı / 44 saniye
- La Mer (Baignade en mer) / Deniz (Deniz banyosu), 38 saniye
Georges Méliès ise ilk filmini 1896’da çeker: Une partie de cartes (Bir kâğıt oyunu, 67 saniye). Bu film Lumière’lerin hemen aynı başlıkla 1895’te çektikleri filmin kopyasıdır. Méliès sık sık Lumière’lerin çektikleri filmlerin hemen tıpatıp benzerlerini çekeceği gibi onların hiç el atmadığı alanlara, sinema hilelerine ve fantastik öykülere ilgi duyacaktır.
Sinemanın ilk yıllarında filmler “paket” olarak gösterilir: Lumière paketi veya Méliès paketi gibi. Filmler onları gösterecek olanlar tarafından paket olarak satın alınır ve kopyalar her gösterimde aşınıp gösterilmez hale gelinceye kadar kullanılır. Paris’teki ilk gösterimde Lumière kardeşlerin yapımı olan filmlerin gösterilmiş olması başka yerlerde ve dolayısıyla Türkiye’de (İstanbul ve İzmir’de) yalnızca Lumière filmlerinin gösterilmiş olduğu sanısını doğurmuştur. İzmir ve İstanbul gösterimlerinde hangileri oldukları kesinlikle saptanabilen filmler hem Lumière’lerin hem de Méliès’in filmleridir. Kesinlikle saptanamayan filmler konusunda da hemen her zaman Lumière VEYA Méliès filmi olasılığı vardır.
Programlar günümüze göre kısadır. Yaklaşık bir dakikalık her filmden sonra film değiştirebilmek için ışıklar yakılır, kısa bir ara verilir. Ortalama 10 filmlik bir gösterimin toplam süresi yarım saati geçmez. (Fevziye kıraathanesinde gösterildikleri kaydedilen 23 filmin aynı seansta gösterilmiş olması olasılığı akla yakın değildir.)
İzmir’de büyük olasılıkla 9 Aralık 1896’da, İstanbul’da Sponeck birahanesinde 10 Aralık 1896 ve Fevziye kıraathanesinde 9 Şubat 1897’de gösterilen filmlerin hangileri olduğu ve kimler tarafından çekildiği konusunu gelecek yazıma bırakıyorum.
Jak Şalom
[1] Ercüment Ekrem Talu, “İstanbul’ da İlk Sinema ve İlk Gramafon”, Perde ve Sahne, 7, (1943),

