Edebiyatın en kıymetli hazineleri, yılların tozunu üzerinde taşıyan dergi sayfalarında saklıdır. Arşivlerin sessiz raflarında bekleyen o metinler, yeniden okurla buluştuğunda yalnızca bir şiiri değil, bir dönemin ruhunu da geri çağırır.
Kıpkırmızı Dergi olarak bu kez okurlarımıza böyle bir keşfi sunuyoruz.
Türk şiirinin büyük ustalarından Oktay Rifat’ın, Yeni Dergi’nin Nisan 1965 tarihli 7. sayısında yayımlanan ve uzun süredir dergi sayfalarının arasında kalan “Yakarıcılar” adlı şiirini arşivlerden çıkararak yeniden gün yüzüne getiriyoruz.
1960’ların ortası, Türk edebiyatında hem estetik arayışların hem de toplumsal duyarlılıkların yoğunlaştığı bir dönemdi. Bu atmosferde yazılmış Yakarıcılar, Oktay Rifat’ın şiirindeki o özgün gerilimi -gündelik hayatın sıradanlığı ile varoluşun derin çağrısı arasındaki çatlağı- güçlü bir sesle dile getirir. Şairin dilindeki yalınlık, imgelerindeki keskinlik ve insanın iç dünyasına yönelen o sarsıcı dikkat, şiiri yalnızca döneminin değil, bugünümüzün de metni haline getirir.
Aradan geçen on yıllara rağmen Yakarıcılar hâlâ canlıdır; çünkü Oktay Rifat’ın şiiri zamana karşı yazılmıştır. Şair, kelimeleri yalnızca bir anlatım aracı olarak değil, insanın içindeki karanlık ve aydınlık alanları yoklayan bir araç olarak kullanır. Bu yüzden onun dizeleri, okuru her okumada yeniden düşünmeye çağırır.
Kıpkırmızı Dergi olarak, edebiyatın belleğini canlı tutmanın yalnızca yeni metinler yayımlamakla değil, unutulmuş ya da gözden kaçmış metinleri yeniden dolaşıma sokmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Yeni Dergi’nin 1965 tarihli sayısından çıkan bu şiiri, hem bir arşiv keşfi hem de Türk şiirinin büyük ustalarından birine yeniden kulak verme çağrısı olarak okurlarımıza sunuyoruz.
Şimdi sözü, yıllar öncesinden bize seslenen Oktay Rifat’ın dizelerine bırakıyoruz.




