Çocuk Kitaplarında Şefkatli Erkek Karakter Eksikliği
Çocuk kitapları, yalnızca hikâye anlatmaz; dünyayı nasıl anlamamız gerektiğine dair ilk ipuçlarını da verir. Bir çocuğun “kim güçlüdür, kim bakar, kim duygulanır, kim korur” sorularına verdiği yanıtlar, çoğu zaman okuduğu hikâyelerin satır aralarında şekillenir. Bu noktada çocuk edebiyatında sıkça gözden kaçan önemli bir boşluk vardır: şefkatli erkek karakterlerin eksikliği.
Güçlü ama Suskun Erkekler
Çocuk kitaplarında erkek karakterler genellikle cesur, hareketli, çözüm odaklı ve dış dünyaya ait figürler olarak karşımıza çıkar. Baba işe gider, dede öğüt verir, erkek çocuk koşar, tırmanır, savaşır. Ancak bu karakterlerin duygularını açıkça ifade ettikleri, korktukları, şefkat gösterdikleri ya da bakım verdikleri sahneler oldukça sınırlıdır. Erkeklik çoğu zaman sessizlikle, dayanıklılıkla ve mesafeyle temsil edilir.
Oysa çocuk için şefkat, yalnızca anneden öğrenilen bir duygu olmamalıdır.
Şefkatin Cinsiyeti Olur mu?
Çocuk edebiyatında bakım veren, sarılan, teselli eden, duyguyu adlandıran karakterlerin çoğu kadınlardır. Anne, öğretmen, büyükanne… Erkek karakterler ise bu duygusal alanın dışında tutulur. Bu durum, çocuklara örtük bir mesaj verir:
Şefkat kadınsıdır; erkeklik ise mesafelidir.
Bu mesaj yalnızca erkek çocukları değil, kız çocuklarını da etkiler. Erkek çocuklar duygularını bastırmayı öğrenirken, kız çocukları duygusal emeğin tek taşıyıcısı olmayı içselleştirir.
Erkek Çocuklar Ne Öğreniyor?
Şefkatli erkek karakterlerin yokluğu, erkek çocukların duygusal gelişimini doğrudan etkiler. Erkek çocuk, kitaplarda kendine benzeyen ama duygularını ifade eden bir figür görmediğinde şunu öğrenir:
“Ben üzülmemeliyim. Ağlamamalıyım. Sarılmak bana yakışmaz.”
Oysa çocukluk, duyguların en doğal hâliyle yaşanması gereken dönemdir. Şefkat, bu dönemde bastırıldığında ilerleyen yaşlarda empati, ilişki kurma ve öz-şefkat becerilerinde ciddi boşluklar oluşur.
Alternatif Bir Erkeklik Mümkün mü?
Çocuk kitapları, erkekliği yeniden tanımlamak için güçlü bir alandır. Şefkatli bir baba, torununu sabırla dinleyen bir dede, yaralı bir hayvana bakan bir erkek çocuk, korktuğunu kabul eden bir abi…
Bu karakterler erkekliği zayıflatmaz; aksine insanileştirir.
Şefkat gösteren erkek karakterler, çocuklara şunu fısıldar:
“Güç, incelikle çelişmez.”
Yazar ve Editörlere Düşen Sorumluluk
Bu noktada çocuk kitabı yazarları ve editörleri önemli bir eşikte durur. Erkek karakterleri yalnızca işlevsel ya da otoriter rollerde konumlandırmak yerine, onların iç dünyasını açan, duygusal geçişlerini görünür kılan anlatılar üretmek mümkündür.
Bir erkek karakterin yemek yapması, ağlaması, beklemesi, vazgeçmesi ya da bir başkasının duygusunu taşıması; hikâyeyi zayıflatmaz. Aksine derinleştirir.
Çocuklar Daha Fazlasını Hak Ediyor
Çocuklar, dünyayı çok katmanlı hâliyle tanımayı hak eder. Erkekliğin de kadınlığın da tek biçimli olmadığı, duyguların cinsiyeti olmadığı bir edebiyat dili mümkündür. Çocuk kitaplarında şefkatli erkek karakterlerin çoğalması, yalnızca edebî bir tercih değil; toplumsal bir ihtiyaçtır.
Belki de bugün bir çocuk kitabında karşılaşılan şefkatli bir erkek karakter, yarının daha adil, daha anlayışlı dünyasının ilk satırıdır.
Özge Doğar
